Kahve’de bir antioksidandır. Peki yararları?

Foto: pinstake.com’dan alınmıştır.

İZMİR’deki Kent Alsancak Tıp Merkezi’nde görevli nöroloji uzmanı Prof. Dr. Aytekin Akyüz, uyku kaçırır diye tüketiminden kaçınılan, eskilerin ’40 yıl hatırı vardır’ diyerek manevi anlam yüklediği kahvenin inme riskini yüzde 20- 25 azalttığını söyledi. Prof. Dr. Akyüz, “Sigara içmeyen kişilerde, günde 3- 5 fincan kahve, tüm nedenlere bağlı ölümleri yüzde 15 azaltmaktadır. Böylece orta derecede (en az 3 fincan) kahve tüketimi kalp damar, beyin damar, karaciğer hastalıkları ile kanser, Alzheimer, Parkinson, multiple sklerozu önleyici rolünün yanında ömrü de uzatıyor. Kahve sağlıktır” dedi.
OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Aytekin Akyüz, çeşitli ülkelerde yapılan araştırma sonuçlarını değerlendirerek kahve tüketiminin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekti. Kahve tiryakilerini sevindirecek açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Akyüz, sabah içilen çay ya da kahvenin uyanıklığı artırdığı gibi kişinin kendisini iyi hissedip toparlanmasına, sosyalleşmesine neden olduğunu söyledi. Prof. Dr. Akyüz, kahvenin dünyada en yaygın kullanılan psikoaktif ve stimulan (uyarıcı- canlandırıcı) madde olduğunu kaydederek şöyle konuştu:

“Amerikan Diyet Tavsiye Komitesi günlük 5 fincan kahve veya 400 miligram kadar kafeinin uzun dönemde sağlık için bir risk taşımadığını bildirdi. 400 bin kişinin dahil edildiği bir çalışmada, 13 yıllık bir izlem sonucunda günde 3-4 fincan kahve kullanımının, kalp damar hastalıkları dahil tüm nedenlere bağlı ölüm oranlarını en az yüzde 10 azalttığı saptandı. Günümüzde kahvenin antioksidan ve antienflamuar etkisi daha iyi anlaşılmaktadır.”


BUNAMA, PARKİNSON, MULTİPL SKLEROZ’UN GELİŞME RİSKİNİ AZALTIYOR

Kahvenin potansiyel olarak tansiyon yüksekliği yapmasına rağmen, koroner arter hastalığı riskini azaltıp kalp yetmezliğine karşı koruduğunu belirten Prof. Dr. Akyüz yararları konusunda şunları söyledi:

“Orta derecede kahve kullanımı, koroner kalp hastalığını 10 yıla kadar geciktirir, kalp yetmezliğine karşı korur. Son yapılan çalışmalarda kahve ile ritim bozuklukları arasında bir ilişki saptanamamıştır. Yine günde 3- 5 fincan kahvenin damar tıkanıklıkları riskini azalttığı ileri sürülmektedir. Kahvenin damarlar üzerine olumlu etkisi beyin damarları için de geçerlidir. Günde üç fincan kahve, inme riskini yüzde 20- 25 oranında azaltmaktadır. Düzenli kahve tüketiminin şeker metabolizmasını düzelttiği, Tip 2 diyabet riskini azalttığı ve aşırı şişmanlarda kilo kaybına yol açtığı saptanmıştır. Kahve Alzheimer ve diğer demanslar, Parkinson hastalığı ve multipl skleroz gelişme riskini azaltmaktadır. Kahve hafızayı güçlendirir. Hafif bilişsel bozukluğu olan ve günde 3- 5 fincan kahve içen kişilerde demansa (bunama) dönüşümün 2- 4 yıl engellendiği saptanmıştır. Kafeinli kahve Parkinson hastalığını önlemede faydalıdır ve günlük kahve miktarı arttıkça hastalık gelişme riski azalmaktadır. Ayrıca Parkinson hastalarında hareketleri kontrol etmede de yardımcı olmaktadır. Günde en az 4 fincan kahve içenlerde multipl skleroz gelişme riskinin 1/3 oranında azaldığı saptanmıştır. Orta ve ağır kahve tüketimi (3-6 fincan) bazı kanserlerde önleyici etki sağlar. Bir araştırmada günde 3 fincan kahvenin karaciğer kanseri gelişme riskini yüzde 50 azalttığı gösterilmiştir. Sigara içmeyen kişilerde, günde 3- 5 fincan kahve, tüm nedenlere bağlı ölümleri yüzde 15 azaltmaktadır. Böylece orta derecede (günde en az 3 fincan) kahve tüketimi kalp damar hastalıkları, beyin damar hastalıkları, karaciğer hastalıkları, kanser, Alzheimer, Parkinson, multiple sklerozu önleyici rolünün yanında ömrü de uzatmaktadır.”

YA RİSKLERİ

İzmir Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. aytekin Akyüz, kahvenin birçok pozitif etkisinin yanı sıra bazı negatif medikal ve psikiyatrik etkilere de sahip olduğunu belirterek şöyle dedi:

“Hipertansiyon, anksiyete, uyku bozukluğu, depresyon, kafein kesilme semptomları ve glokom gelişimi için potansiyel risklere sahiptir. Kahve- kafein ani kesilirse baş ağrısı, depresyon, huzursuzluk, sinirlilik, uykusuzluk, kabızlık, sersemlik, konsantrasyon güçlüğüne neden olabilir.”

 

 

 

Kalp ve damar cerrahisi uzmanı, Doç. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu’nun kahve ile ilgili araştırması. Kahve, kalbiniz için zararlı mı?

Günümüzde, kahvenin sağlıklı olup olmadığı sorusu sorulduğunda, sıklıkla akla gelen kalp ve damar hastalıkları üzerine olan etkisi olmaktadır. Bu nedenle, burada esas bahsetmek istediğim, konunun uzmanı da olarak, kalp ve damar hastalıkları ile kahvenin bağlantısı olacak.

 

Her 5 kişiden, 3’ü güne kahve içmeden başlamak istemiyor

Kahve içilmesi ile, kan basıncı arasındaki bağlantı 1940’lı yıllarda ortaya konulmuş olup, o dönemde kahvenin kan basıncını yükselttiğine inanılmakta idi. Oysa, bugün bu halen tartışmalı bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Amerika Birleşik Devlet’inde, 2011 yılında, Michigan State Üniversitesi’nce, 33 yıllık takip verileri ve 172000 kişiyi kapsayan, daha önceden bu konuda yapılmış, 6 çalışmanın verilerinin incelenmesi sonucunda, günde 3 fincandan fazla kahve tüketilmesinin, yüksek tansiyon (hipertansiyon) ile aslında bağlantısının olmadığını ortaya koymuştur.

Kahve içenlerin, %68’i; ilk fincanı uyandıktan yaklaşık bir saat sonra tüketmektedir

Benzer şekilde, 2009 yılında Çinliler tarafından yapılan, 1966 ile 2008 yılları arasında yapılmış, 400000 kişinin katılmış olduğu, 21 İngilizce çalışmanın kahve tüketimi ile koroner arter hastalığı arasındaki bağlantısının meta-analiz değerlendirilmesi sonucunda, kahvenin uzun dönemde atardamar hastalıklarını arttırmadığını ortaya koymuştur.

 

2008 yılında yapılan bir çalışma, Amerika’da günde 1 – 3 fincan, Avrupa’da ise 3 – 4 fincan kahvenin tüketilmesinin kadınlarda, atardamar hastalıklarının gelişim riskini azalttığını ortaya koymuştur

Bu çalışma aynı zamanda, kahve tüketen 42000 erkek ve 86000 kadına ait, 20 yıllık verileri içeren iki veritabanının, değerlendirilmesi sonucunda ise; kahve içilmesinin ölümleri arttırmadığını ortaya koymuştur.

Kahve yüksek miktarda antioksidan içermektedir

Son yıllarda yapılan çalışmalar, kahvenin içeriğinde fazla miktarda antioksidan bulunduğunu da ortaya koymuştur. 2005 yılında yapılmış bir çalışma, standart kahve ambalajı içerisinde yaklaşık 1300 mg faydalı içeriğin bulunduğunu belirtmiştir.

Kahve içerisinde yer alan bu maddelerin aslında kahvenin kavrulması işlemi sırasında ortaya çıktığı görüşü hakimdir. Kahve çekirdekleri, kavurma işlemi sırasında yapısal bazı değişikliklere maruz kalmakta ve ortaya; kahverenkli, nitrojenöz melanoidin adı verilen maddeler ortaya çıkmaktadır. Bu maddenin, aslında kahvenin dikkat çekici ve üzerine yoğunlaşılmış olan; antioksidan (oksidasyonu engelleyici), antimikrobiyal (mikrop öldürücü), antiinflammatuar (iltihap önleyici) ve antihipertnasif (tansiyon düşürücü) etkilere sahip olduğu konusunda bir görüş mevcuttur.

Kahve içenlerin %65’i, haftada 13 fincandan daha fazla kahve tüketmektedir

Kahve, özellikle içerdiği antioksidanlar sayesinde, farklı hastalıklarda risk faktörlerinin gelişimini azaltırken, tersine içerdiği kafein nedeniyle de sinirlilik ve hızlı kalp atmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, günde 4 fincan üzerinde kahve içilmesinin, faydadan çok zarar vereceği konusunda fikir birliği mevcuttur.

Özellikle sabahları içilen ve günlük 2 fincanı aşmayan kahve; makul bir ölçü olarak kabul edilmektedir. Gün içerisine yayılmış, 2 fincandan fazla içilen kahve, uyarıcı ve idrar söktürücü olarak etki yapmaktadır. Bu esnada, Magnezyum ve B vitaminlerini vücudumuzdan uzaklaştırmaktadır.

Pestisit ve herbisitlerden uzak durmak için organik kahve için

Eğer, düzenli olarak kahve tüketen birisi iseniz; size önerim, kaliteli (tercihen markası belli) ve organik kahve tüketmeye çalışın. Bu arada, kahveyi filtre ederek tüketmek daha faydalı bir içim yöntemidir.

Antioksidan tüketimini arttırmak için; tek taraflı beslenme yöntemi olarak; kahve tüketimini arttırmak doğru değildir.

Kahvenin etkileri nelerdir?

Kahve ve içeriğinde bulunan kafeinin etkilerine bir göz atacak olursak;
– kahve, merkezi sinir sistemini uyarır,
– kahve, yağ dokusundan serbest yağ asitlerinin salınmasını sağlar,
– kahve, böbrekleri etkiler. Serbest idrar miktarı artar, buna bağlı olarak dehidratasyon (susuzluk) meydana gelir.

Kafein nerelerde bulunur?

Kafein, en fazla kahve içerisinde yer alır. Bu durumu; çay, kola, çukulata ve bazı kuruyemişlerde bulunur.

Kahve yoksunluğu nedir, ne zaman ortaya çıkar?

Dünyada, çok tüketilen içeceklerin başında gelen kahve, bağımlılık yapan bir maddedir. Ancak, son tüketimden 12 – 24 saat sonra; yoksunluğu gözlenir. Genellikle 24 – 48 saat içerisinde yoksunluk durumu ortadan kalkar. Yoksunluğun en sık gözlenen belirtisi ise şiddetli baş ağrısıdır. Bazı durumlarda, anksiyete, yorgunluk, bağ dönmesi ve depresyon da gözlenebilir. Tüm bunlara karşın; yatmadan 6 saat önce kahve içilmemesi önerilmektedir.

Dekafeinize kahve, nedir?

Dekafeinize kahve, kahve içeriğinde bulunan kafein maddesinin, kahve çekirdeklerini ısıl işleme maruz bıraktıktan sonra, çekirdeklerin kabuğuna ulaşan kahveni kafeini; metilen klorid adı verilen organik bir eritici ile yapılmaktadır.

Kahve gerçekleri

Kahve, dünyada sudan sonra en çok tüketilen ikinci içecektir. Bu nedenle, belki de en çok araştırılan içeceklerdendir. Kahve ile ilgili gerçeklere bir göz atacak olursak;

– Dünyada, her gün 1400 milyondan fazla fincan kahve tüketilmektedir.
– Kahve tatili olan dünyada 3 ülke mevcuttur. Bunlar, Kosta Rita, Japonya ve İrlanda’dır.
– Kahve, keçiler tarafından kazaen bulunmuştur.
– Uluslararası Olimpiyat Komitesi, kahvenin doping benzeri etkileri olan bir madde olduğunu kabul ederek, oyunlar sırasında kullanımını yasaklamıştır. 
– Amerika’lıların, %90’ı kafein ve benzeri bir ürünü her gün tüketmektedirler.
– Kafein’de aşırı miktarda alındığında öldürücü olan bir maddedir. Öldürücü doz, vücuda kilogram başına 150 – 200 mg alındığında ortaya çıkmaktadır. Zehirlenir miyim diye merak etmeyin, 4 saat süre içerisinde 100 fincan içmeniz gerekmetedir. 
– Dünyada kahve tüketiminde ilk üç; 1- Amerika Birleşik Devleti, 2- Danimarka ve 3- Japonya’dır. 
– Dünya da üretilen kahvelerin %60’ı Arabica, %40’ı ise Robusta tipi kahvelerdir.
– Arabica tipi kahvenin özellikleri; yumuşak tad, daha az kafein içermesi ve yüksek rakımlarda yetişmesidir.
– Robusta tipi kahvenin özellikleri ise; daha sert bir tad olması, Arabica’ya göre iki kat daha fazla kafein içermesi ve düşük rakımlı yerlerde yetişmesidir.

 

Kaynaklar:

1- Kim B, et al. Coffee consumption and stroke risk: A meta-analysis of epidemiologic studies. Korean J Fam Med, 2012;33(6):356–65.
2- Lopez-Garcia E, et al. The relationship of coffee consumption with mortality. Ann Intern Med, 2008;148(12):904-14.
3- Moreira AS, et al. Coffee melanoidins: structures, mechanisms of formation and potential health impacts. Food Funct,2012;3(9):903-15.

Bir şekersiz Türk kahvesi içmenin zamanı geldi. Afiyet olsun.

Bu yazı Genel, Sağlık, Tüm yazılar içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s